<
BAHARATLARIN KULLANILDIĞI YEMEKLER
25/2/2008 · Kategori: faydalibilgiler
HARİKALAR YARATAN BAHARATLAR
Tadı tuzu yerinde olsa da, yemeğe ayrı bir koku, değişik bir tat verir baharatlar... Bunlardan tuz, karabiber, maydanoz gibi çok iyi bilinenler, herkesin mutfağında bulunur. Ancak, adına yemek tariflerinde rastladığımız, çarşı pazardaki sergilerde gördüğümüz çok çeşitli baharatlar var. Pek çoğumuz adını bildiğimiz veya tezgahlarda gördüğümüz bu baharatların hangi yemeklerde kullanıldığını pek bilmeyiz. Oysa uygun yerde kullanılan bir baharatla mutfağımızda harikalar yaratabiliriz....
TUZ: Mutfağın vazgeçilmez bir elemanıdır. Tatlılara bile mutlaka bir tutam tuz katılır. Metal olmayan, çok iyi kapanan bir kapta saklanmalı, nemden uzak tutulmalıdır. Tuzun içine birkaç pirinç tanesi koyarsanız, nemlenme tehlikesini ortadan kaldırmış olursunuz.
KARABİBER: Tane olarak da, toz halinde de satın alabilirsiniz. Tane olarak alıp kullandıkça çekerseniz, daha iyi kokar. Mutfakta en az tuz kadar çok kullanılan bir baharattır.
KIRMIZIBİBER: Kurutulmuş olarak, bütün bütün de, toz halinde de satın alabilirsiniz. Her türlü yemeğe, sosa ve çorbalara tat vermek için kullanılır.
NANE: Kuru veya taze olarak alınabilir. Çorbalarda, dolmalarda kullanılır. Kaynatıp suyu da içilebilir. Sindirimi kolaylaştırır. Kuvvet verir.
DEFNE: Yapraktır, taze olarak da alınabilirsiniz, kurutulmuş olarak da. Et ve balık yemeklerinde, ızgaralarda kullanılır.
KEKİK: Taze olarak da, kuru olarak da alabileceğiniz bir ottur. Soslara, çorbalara özellikle ızgara et ve balıklara hoş bir koku verir.
KİMYON : Çok kokulu bir baharattır. Toz halinde satılır, et yemeklerinde ve özellikle köftelerde kullanılır.
ZENCEFİL : Oldukça kuvvetli ve değişik bir kokusu vardır. Balık yemeklerinde ve özellikle tatlılarda kullanılır.
SARIMSAK : Özellikle Akdeniz ülkelerinde çok kullanılır. Et yemeklerine, bazı soslara, yoğurda, zeytinyağlı yemeklere ayrı bir tat verir. Soslara dövülmüş sarımsak katın, ancak et yemeklerine ve zeytinyağlılara, sarmısağın dişlerini bütün bütün atın. Uzun süre saklamak için, saplarından kuru bir yere asın.
ANASON : Doğu kökenlidir. Çok kokulu bitkiden bir bitkiden elde edilen anason, hamur işlerinde kullanılır. Ayrıca sindirimi kolaylaştırma özelliği de vardır.
FESLEĞEN : Özellikle et yemeklerine, salatalara güzel bir tat verir. Sindirimi kolaylaştıran bu otun, nemsiz bir yerde saklanması gerekir.
KAPARİ : Bir çiçeğin tomurcuklarıdır. Sirkenin içinde saklanır ve konserve halinde, şişelerde satılır. Pizzalarda, balık yemeklerinde ve soslarda kullanılır.
KİŞNİŞ : Sindirimi kolaylaştırır. Güç verir. Tane halinde de toz halinde de satın alabilirsiniz. Özellikle av ve kümes hayvanlarından yapılan yemeklerde kullanılır. Kuru yerde saklanması gerekir.
REZENE : Tane veya toz halinde satın alabilirsiniz. Kuru bir yerde saklamanız gerekir. Et yemeklerinde, soslarda ve özellikle balık yemeklerinde kullanılır. Uyarıcı özelliği vardır.
KÖRİ : Çeşitli baharatlardan hazırlanmış bir karışımdır. Soslarda, kurufasulye, pilav ve et yemeklerinde kullanılır. Hazmı oldukça zordur.
TARHUNOTU : Toz halinde veya taze olarak satın alabilirsiniz. Tazesi sirke içinde saklanır. Güzel bir kokusu vardır. Salatalara, kümes hayvanlarından yapılan yemeklere ve balıklara tat verir. Ayrıca kesme çorbasına da çok yakışır.
MAYDANOZ : Bütün yemeklerde, çorbalarda, soslarda ve salatalarda kullanılır. Kapalı
Bir kutuda veya su dolu bir bardağın içinde çiçek gibi saklayabilirsiniz. Mide ve kan dolaşımına çok iyi gelir.
SAFRAN : Çok güzel bir tadı ve kokusu vardır. Toz halinde satılır. Çorbalarda, bazı tatlı türlerinde ve özellikle de pilavlarda kullanılır.
VANİLYA : Hemen hemen bütün tatlılarda kullanılır, onlara hoş bir koku verir. Kokusu, özellikle çocuklar tarafından çok sevilir. Çubuk halinde de, toz halinde de satın alabilirsiniz.
KARANFİL : Karanfil de kurutulmuş çiçek tohumudur. Et yemeklerinde soslarda şurup ve tatlılarda kullanılır. Ağıza hoş bir koku verir.
SAĞLIKLI BESLENME VE DİYET
24/2/2008 · Kategori: faydalibilgiler
DİYET YAPANLARA DİYET UYARISI
Sağlık Bakanlığı, sağlıksız zayıflama diyetlerinin önemli sağlık sorunlarına yol açtığını hatırlatarak, diyette kilo kaybının haftada 0.5-1 kilogramı geçmemesi gerektiğinin altını çizdi.
Kısa sürede hızlı kilo kaybı sağlayan, çok düşük enerjili, şok diyetlerle tek tip besine dayalı diyetlerin, yorgunluk, kusma, kalp ritminde bozukluk, tansiyon düşüklüğü, adet düzensizliği, kuru cilt, saç dökülmesi gibi birçok sağlık sorununu da beraberinde getireceği vurgulandı.
Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, sağlıksız zayıflama diyetlerinin, önemli sağlık sorunlarına yol açtığı bildirildi. Açıklamada, doktor kontrolü olmadan uygulanan sağlıksız diyetlerin, baş ağrısı, konsantrasyon bozukluğu, sinirlilik, yorgunluk, bulantı, kusma, ishal, kabızlık, safra ve böbrek taşı, kalpritminde bozukluk, tansiyon düşüklüğü, adet düzensizliği, kuru cilt, saç dökülmesi gibi sağlık sorunlarına neden olduğu ifade edildi.
Kısa sürede hızlı kilo kaybı sağlayan, çok düşük enerjili şok diyetlerle tek tip besine dayalı diyetlerden kaçınılması gerektiği vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi:
“Zayıflama diyetleri uygulanmadan önce öncelikle, boya uygun ağırlık saptanmalı, uygun ağırlık söz konusu ise kilo almaktan kaçınılmalıdır. Kilo fazlalığı ve şişmanlık varsa önce ağırlık artışı önlenmeli, daha sonra ağırlık kaybı hedeflenmelidir. Aşırı ve hızlı ağırlık kaybından mutlaka uzak durulmalıdır. Ağırlık kaybı için bireyin cinsiyeti, yaşı, boyu ve fiziksel aktivitesi dikkate alınmalı, kişinin beslenme alışkanlıklarına uygun bir beslenme programı uygulanmalıdır.”
YAĞI ÇOK AZALTMAYIN
Zayıflama diyetlerinin bireye özgü olması gerektiği vurgulanan açıklamada, şu uyarılarda bulunuldu:
“Diyet tedavisi, mutlaka bir diyetisyen kontrolünde yapılmalıdır. Ağırlık kaybı, haftada 0.5-1 kilogramı geçmemelidir. Diğer bir deyişle kişi yavaş ve uzun bir sürede zayıflamalıdır. Yağlı besinler tokluk hissi verdiği ve yağda eriyen A, D, E ve K vitaminlerinin vücutta kullanımını sağladığı için, diyetin yağ miktarıçok azaltılmamalıdır. Günlük enerjinin yaklaşık yüzde 25-30’u yağlardan sağlanmalıdır. Sağlıklı beslenmede yağ türüne de dikkat edilmelidir. Yemeklerde kullanılan yağın bir kısmının zeytinyağı ve fındık yağı, bir kısmının da mısırözü, soya veya ay çiçek gibi bitkisel sıvı yağlar olmasına özen gösterilmelidir. Ancak aşırı yağlı besinler ve kızartmalardan kaçınılmalıdır.”
Açıklamada, diyette, tatlı, pasta gibi şekerli besinlerin tüketiminin azaltılması, kuru baklagiller grubuna giren nohut, mercimek, kuru fasulye gibi kompleks karbonhidratların tüketiminin isedaha çok tokluk sağladığı için artırılması önerildi.
GÜNLÜK 2-3 LİTRE SU
Diyetlerin posa yani lif içeriğinin yüksek olması gerektiği belirtilen açıklamada, posalı yiyecekler grubuna giren, sebze, meyve, kuru baklagiller, kepekli un ve ürünlerin, kişinin midedeki sindirimini ve mide boşalma hızını yavaşlatarak tokluk hissini uzattığı, kilo kaybetmesine yardımcı olduğu bildirildi.
Açıklamada, sıvı tüketiminin önemine işaret edilerek, sağlıklı birkilo kaybı için günlük en az 2-3 litre su tüketilmesi gerektiği belirtildi. İnsan vücudunun normal fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için bütün besin öğelerine gereksinim duyduğu vurgulanan açıklamada, yeterli ve dengeli beslenmenin, dört besin grubunda bulunan besinlerin yeterli miktarda tüketilmesiyle sağlanacağı ifade edildi. Zayıflama diyetlerinde günlük alınacak enerji ile karbonhidrat, protein, yağ ve diğer besin öğelerinin miktarının, belirli oranlarda ve dengeli olması gerektiği belirtilen açıklamada, zayıflama diyeti uygulayan kişilerin günde 3 ile 6 öğün arasında sık sık ve azar azar beslenmeleri gerektiği ifade edildi.
Açıklamada, “Sık aralıklarla beslenme, gereğinden fazla yemeyi önler, acıkmayı geciktirir ve bir sonraki öğünde besin alımını azaltır” denildi.
Kaynak: AA
HANGİ MEYVE HANGİ HASTALIĞA İYİ GELİYOR
24/2/2008 · Kategori: faydalibilgiler
Doğanın bir eczane olduğunu savunan uzmanlar, hastalıklarla doğal savaş programı hazırladı. Program, hangi hastalığa karşı neler yenmesi gerektiği konusunda rehberlik ediyor.
Cilde Urfa’nın acı pul biberi, mideye hardal, depresyona avokado, tansiyona muz iyi geliyor. Hamsi, omega-3 yağı zenginliğiyle kolesterol seviyesini düşürüyor, kanın pıhtılaşmasını önleyerek damar tıkanıklığı, kalp krizi, felç geçirme riskini düşürüyor.
Tahıl, sebze ve meyvelerde bulunan çeşitli maddeler ve vitaminlerin, depresyondan tansiyona birçok hastalığa iyi geldiği belirtilirken, bunların kaynağı doğa, bir eczane olarak nitelendirildi. Urfa’nın acı pul biberinin cilde yararlı ve teni güzelleştiren maddeler içerdiğini, ilaçta aspirin neyse, yiyecekler içinde elmanın da o olduğunu belirten Londra Üniversitesi uzmanları, bu düşünceyle doğal savaş programı hazırladı. Program, hangi hastalığa karşı neler yenmesi gerektiği konusunda rehberlik ediyor.
Türk Enfeksiyon web sitesi www.enfeksiyon.org’da yayınlanan habere göre, satsuma yani küçük portakal, içerdiği folik asit ve C vitamini sayesinde gribe iyi gelirken, kan pıhtılaşmasına karşı en etkin doğal yiyecek özelliği nedeniyle ileri yaşlarda felç ya da kalp krizi riskini de azaltıyor. Yemeklere giren E-coli bakterisinin vücutta yayılmasını engelleyen tarçın, mideyi düzene sokuyor, kusmayı engelliyor. Bir çay kaşığından fazla alınmaması gereken Hardal ise singrin maddesi sayesinde, sindirim sistemini düzenliyor ve mide ağrılarını gideriyor. Nanenin içerdiği mentolse, grip mikrobuna karşı savaştığı gibi, ileri yaşlarda ülsere yakalanma riskini azaltıyor. Nane çayı, baş ağrısı, grip, stres gibi hastalıkların yanı sıra mide yanmasına da bire bir geliyor.
DEPRESYONA AVOKADO
Uzmanlar, sindirimi çok rahat olan avokadoyu, özellikle bebeklerin ilk maması olarak tavsiye ediyorlar. Bu meyvenin içerdiği E vitamini, kalbe iyi gelirken, yüksek potasyumu depresyona sebep olan uyuşukluluğu engelliyor. Ama yağ oranı bir çikolata kadar yüksek olduğu için zayıflamak isteyenlere önerilmiyor. Uzmanlara göre, çikolatanın da doğal bir antidepresan görevi bulunuyor. Kolesterol oranı birçok balığın iki katı olan istiridye ise içindeki demir sayesinde, sperm sayısını ve seks gücünü artırıyor. Elmanın ve kepekli ekmeğin de dozu aşılmadığı sürece idrar söktürücü özelliğe sahip bulunduğunu beliren uzmanlara göre, aynı alanda olumlu etkileri bulunuyor. Sistit hastalığına karşı da kuşkonmaz tavsiye ediliyor.
ALERJİ
Kayısının içindeki betakarotene adlı madde, hücrelere saldıran molekülleri kontrol altına alarak, kanseri önlüyor. Kuru kayısıya rengi bozulmasın diye eklenen sülfürdioksit de, astım gibi alerjilere iyi geliyor. Basur tedavisinde fazlası kullanılmadıkça Hindistan cevizinin iyi bir tedavi yöntemi olduğu uzmanlarca belirtiliyor. Cynarine adlı madde sayesinde en sert yiyeceklerin dahi sindirimine yardımcı olan enginar, karaciğer hastalarının yanı sıra romatizma, arterit ve gut hastalığına yakalananlarla, hamilelere tavsiye ediliyor.
TANSİYON
Yüksek miktarda karbonhidrat içeren ve zengin bir potasyum kaynağı olan muz, kalbin düzenli olarak çalışmasını ve tansiyonun düzenli olmasını sağlıyor. Rezene ve tahıl da aynı amaca hizmet veriyor. İçindeki kalsiyum ve potasyum gibi mineraller ile B vitamininin vücuda direnç kazandırdığı arpayla ilgili ABD’de yapılan bir araştırma, 6 ay boyunca her gün bu çeşit üründen tüketilmesinin, kolesterol oranını yüzde 15 düşürdüğünü kanıtladı. Kilo kaybına karşı ise çikolatalı puding öneriliyor. İngiliz Sağlık Bakanlığı, kilo kaybı sorunu olanların günde 3 kez 1 hafta boyunca puding yemesini tavsiye ediyor. Günde 2 top vanilyalı dondurma tüketimi ise vücudun günlük protein ihtiyacının yüzde 20’sini karşılıyor.
MENOPOZ
Sebze hormonu “fitoöstrojen” içeren nohut ile içinde elajik asit bulunan üzümün, menopozun olumsuz etkilerine karşı koruyucu özellikleri bulunuyor. Sadece iki-üç adet kuru erik yemenin bile vücudun ihtiyacı olan antioksidanları karşıladığı, idrar yolları kaslarını rahatlattığı, bunun da kolon kanserine karşı koruduğu bildiriliyor. Ayrıca, yüksek orandaki bor minerali ile menopozdaki kadınlarda östrojen seviyesini dengede tutuyor. Banyoda sürüldüğü zaman romatizma ağrılarını büyük oranda azaltan kekik yağının yanı sıra zencefilin de aynı alanda olumlu etkileri bulunuyor.
DİYABET
Lif açısından zengin bir besin olan kuru fasulye, diyabet riskini büyük oranda azaltıyor. Mercimek de çözünebilir lif içermesi sayesinde diyabet ve kalp hastaları için kaçınılmaz bir besin olarak değerlendiriliyor.
Karadeniz’in ünlü hamsisi, Omega-3 yağı zenginliğiyle kolesterol seviyesini düşürüyor, kanın pıhtılaşmasını önleyerek damar tıkanıklığı, kalp krizi, dolayısıyla felç geçirme riskini düşürüyor. Uzmanlar, hamsinin haftada en az 1 kez yenmesini, kalp hastaları içinse bu miktarın haftada 3-4 porsiyona çıkarılmasını öneriyorlar. Omega-3 yağı içeren midye ise selenyum minerali sayesinde tiroit bezlerinin normal işleyişi için gerekiyor.
PROSTAT HASTALIĞINA KARŞI BEZELYE
Araştırmalara göre, haftada 10 porsiyon domatesli bezelye yemeği yiyen bir erkeğin, yemeyene oranla prostat kanserine yakalanma riski yüzde 35 daha az. B vitamini ve protein deposu olan bezelye, kalp için de önemli etkiye sahip. Salatalığın da kalbi güçlendirdiği, ancak kabuğunun soyulmaması gerektiği belirtiliyor. Günde iki bardak çay, 4 elma, 5 soğan, 7 portakal yerine geçiyor. Bu şekilde kalp dostu antioksidan madde alındığını belirten uzmanlar, özellikle çocukların haftada en az 6 bardak sütlü çay içmesini öneriyor.
Yapılan 40 araştırma, havuç tüketimi arttıkça kanser riskinin azaldığını ortaya koydu. Eski çağlarda kanserli hücrelerin tedavisinde kullanılan incir ise, modern tıp tarafından da kansere karşı koruyucu olarak öneriliyor. Her gün yenilen bir avuç fındık ise kansere ve kırışıklıklara karşı koruyucu özelliğe sahip. Zeaksantin adlı bitkisel bileşim içeren mısır tüketimi, yaşa bağlı gelişen görme bozukluklarını azaltıyor. Sağlıklı gözler için betakaroten içerikli ıspanak da gerekiyor. Ama pişirildikten sonra hemen tüketilmezse içindeki yararlı maddeler, toksik maddelere dönüşebiliyor.
Bu arada meyan kökünün, SARS’a (Akut Solunum Yetmezliği Sendromu) karşı beklenmedik olumlu etkisinin bulunabileceği bildirildi. Laboratuvar ortamındaki yeni bir araştırma, bitkinin köklerinin bir özünün, kasım ayından beri 800’den fazla insanın ölümüne yol açan SARS virüsünün hücre içinde üremesini engellediğini gösterdi.
Kaynak: AA

Sebze ve meyveler ne kadar çiğ ve taze yenirse faydaları da o kadar çok oluyor.
